Arrow
Arrow

Farago

1947 yılında Macaristan’ın Mateszelka şehrinde doğan sanatçı, sanat eğitimini Varşova Güzel Sanatlar Akademisi Grafik ve Resim Bölümü’nde tamamladı. Öğrenim süresi boyunca Norveç Kraliyet bursu ile Oslo’ya gitti ve Oslo Modern Sanatlar Müzesi koleksiyonunda en genç sanatçı olarak yer almayı başardı. 1971 yılına kadar atölye çalışmalarını İtalya’da Roma ve Sicilya’da sürdürdü. Amerika’daki yıllarında Kaliforniya’ya yerleşerek Santa Monica’da atölye kurdu ve 1980’li yılların ortalarına kadar burada yaşadı. Sonrasında Avrupa’ya geri dönerek birçok önemli karma ve kişisel sergiye imza attı. 1990’lı ve 2000’li yılları önce Zürih’te, sonrasında da Lihtenştayn’ın Alp Dağları arasında, Boden gölü kıyısındaki atölyesinde geçirdi.

Temel resim araçlarını terk ettiği özgün tekniği ile oluşturduğu eserlerinde Rönesans etkisinin öne çıktığı, renklerin ve estetik unsurlarının belirgin bir şekilde ortaya konduğu görülür. “Renklerin heykeltıraşı” olarak anılan sanatçı adeta ölü bir dokuya ruh ve hayat vermektedir. Güzel kadın ve bilge adam figürleri, tarihi olaylar, efsaneler ve mitler içerik ve üslubunun merkezini oluşturur. Sanatçının eserleri, İskandinavya’dan Kuzey Amerika’ya, Macaristan ve Avusturya’dan Japonya’ya, İsrail’den Vatikan’a kadar uzanan dünyanın çok önemli müze ve koleksiyonlarında yer almaktadır. Halen Lihtenştayn’daki atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

Doğu Blok’unda yer alan dönemin Macaristan’ındaki baskıcı yapı ve tek düze basmakalıp sistem; Farago’nun içindeki isyanı ve başkaldırıyı sadece körükleyen bir etken olmuştur. Ele avuca sığmaz karakterinin şekillenmesinde, ve dayatmayı reddeden özgürlük ruhunun gelişmesinde bu dönemin etkisi büyüktür. Bundan sonraki dönemlerinde çeşitliliği arayarak, kendini sınırlanmış hissettiği her durumda değişime yönelmiştir. Bu çoğu zaman yaşam yerini değiştirerek farklı coğrafyalara taşınma şeklinde kendini gösterir. Bazen de mevcut düzen içerisinde arayışlara başvurma, yeni keşiflerle neticelenen meraklı ve heyecanlı denemelere yönelme olarak ortaya çıkmıştır.

Farago Varşova’ya grafik tasarım eğitimi almaya gittiğinde, yenilikçi ve özgür ortamın büyüsüne kapılır. Akademide tahta baskı, taş baskı, kaligrafi atölyelerinde boyalarla çalışırken kendi yeteneklerini tekrar tekrar keşfetme şansı yakalamış ve artık aletlerin olanaklarının sınırlı ve yetersiz olduğunu hissetmiştir. Bu durum kendine has tekniğini geliştirmeye başlamasını sağlamıştır. Bu bir yerde rastlantının uyumu bir yerden de zekânın başarısıdır; taş baskı sırasında üst üste kopyalamalar yaparken oluşan katmanların ve renklerin uyumu ve bu katmanların kazınmasıyla oluşan son imaj, Farago’nun en büyük keşfidir. Kalıplaşmadan uzak, deneysel bir sanat anlayışı içinde gelişen bu olay zamanla boşlukları doldurmaya ve kendini yüzeyde ifade edebilmesi için parmaklarıyla işi tamamlamasına kadar gitmiştir.

Oslo’daki sergiyle başlayan İskandinav ülkelerine açılım, esasında onun kabuğunu kırarak dünya çapında elde edeceği başarıların da ilk adımı olmuştur. Bu noktada Oslo Modern Sanatlar Müzesi’ne henüz 24 yaşındayken eserlerinin alınması büyük bir olaydır. Nitekim, takip eden yıllar Varşova Güzel Sanatlar’dan akademisyenlik teklifi alması ile neticelenir. Ancak; o çoktan bir arayış ve devinim içerisine girmiştir ki akademisyenliğin onda uyandırdığı ifade belirli sınırların içerisinde kalma zorunluluğudur. Özgürlüğünü ve hareketliliğini kısıtlayan bir durum olarak görür akademisyenliği, yeterince heyecan verici değildir onun için. Halbuki Farago sınırlılığı içgüdüsel ve sezgisel olarak tamamen reddeder. Bu yüzden bütün prestij ve olanaklarına rağmen bu teklifi kabul etmeyerek hayatındaki büyük heyecan ve maceraların startını verir bir bakıma.

İskandinavya ve Polonya günlerini İtalya ve Kuzey Amerika izler. Özellikle İtalya dönemi sanatçının üslup ve biçiminin oluşmasında fevkalade etkilidir. Farago’nun resimlerindeki Rönesans etkisi bu dönemdeki izlenim ve etkileşimlerinden ileri gelir. Roma’nın o büyüleyici atmosferi içerisinde sanatının temel direklerinin şekillendiğini söylemek yanlış olmaz. Michelangelo’dan Rafael’e Leonardo’dan El Greco’ya kadar büyük ustalar derin izler bırakır Farago’da; temel felsefe olarak hep onlardan yardım alır. İtalya günleri bir Amerikan rüyası ile sona erer. Amerika’daki hayal kırıklığı ile geçen alışma döneminin ardından Montreal ve Kaliforniya’daki ilk sergileri beklenen etkiyi yaratır. Artık keşfedip geliştirmiş olduğu teknik ve üsluptan, masalsı bir anlatımla sunduğu içerikten, dönemin yoğun soyut ve popart akımlarına rağmen vazgeçmez.

Farago’nun hayatının yansıması açık bir şekilde görünür sanatında. Çeşitli coğrafyaların, izlenimlerin, kültürlerin, çok farklı tecrübelerin izleri vardır resimlerinde. Kendisinin de “hayatının mozaiği” olarak açıkladığı resmindeki üslubunun kaynağı bu çeşitliliktir. Sanatçı rastlantısallıkla ifade eder yaşamındaki ve sanatındaki birçok önemli dönüm noktalarını. Ancak bu sıradan bir tesadüf değildir hiçbir zaman. O içindeki sürekli araştırma, yeniyi arama isteği; maceracı ruhu ve durmak bilmez denemeleri, tutkulu ve resme adanmış ruhu sanki keşfi kaçınılmaz kılar. Rastlantısal gibi görünen birçok şey aslında sezgisel bir bilincin ürünüdür. Bilinçsizce ama tutkulu bir istekle ortaya çıkan şaşırtıcı ve bir o kadar da etkileyici olan sonuca adım adım ulaşır. Bir öngörü ve planlama her ne kadar belirgin olarak ortaya konmasa da, işte bu tutkulu bağlılık ve bitmez tükenmez bir enerjiyle gerçekleşen sınırsız denemeler en sonunda kaçınılmaz bir keşfe ve hayranlık verici bir sonuca çıkar. Farago kendi deyimiyle temelini Rönesans ustalarından alarak, özgün bir izlenimle ve benzersiz tekniğiyle kendi hayal dünyasını başkalarının gerçeğine dönüştürür. Bu hayaller aleminin içinde yaşamının bütün zenginlikleri bulunur.

Efsanelere, gerçek dışına, düşsel ve fantastik olana yönelen Farago almış olduğu grafik eğitimiyle resim disiplinini tek bir potada eritmiştir. İki boyutlu taş baskı görselliğini resim duyarlılığında bizlere sunar. Resimlerde boşlukları ve tamamlanması zor olan kısımları parmağını kullanarak tamamlamaya yönelir. Parmağını bir renk kutusunun içine sokarak kendi ifadesiyle yüzeydeki “rahatsızlık verici yaraları” azaltmaktadır. Hayatının organik bir parçası olan resim Farago için artık üretiminin de organik olduğu bir noktaya gelmiştir. Ne günümüze ne de eskiye bağlı olan daha çok geleneksel sanattan ve imajlardan etkilenen sanatçının, dalgalanmalar ve çizgisel nitelikler en büyük özellikleridir. Bunun nedeni gezmiş ve yaşamış olduğu coğrafyaların ustalarından çokça etkilenmesidir. İtalya’da geçirdiği uzun yıllarla birlikte, sanatçıda Rönesans ustalarının çalışmaları çok önemli izler bırakmıştır. Onların mermerdeki gereksiz gözükeni atıp harika heykeller yapma fikri, Farago’nun resim anlayışında temel ilke olarak görülür. Gereksizleri atmak ve renkler eklemek onun kendine özgü tekniğinin en basit ifadesidir. O da bu durumu, resimlerin ardında saklananı ortaya çıkarma olarak belirtir.

“Renklerin heykeltıraşı” olarak bilinen Farago, cansız bir materyale ruh katarcasına hayat vermektedir. Eserlerinde sıklıkla görünen, kıvrımlı çizgiler, neoklasik tarzda giyinmiş zarif kadın figürleri sanatçının üslubunun merkez konusudur/nesnesidir. Sanatçının tekniği ise karakteristik dilini oluşturan bu eşsiz üslubunu meydana getiren önemli bir etkendir. Resimlerinde modern malzeme ve farklı ve özgün bir teknik kullanır; ne olursa olsun geçmişe dair mutlaka bir bağ kurmaktadır. Bu geçmiş bağı bazı zamanlar Roma ikonaları, bazı zamanlar ortaçağ figürleri, bazense mitolojik karakterler olarak karşımıza çıkmaktadır. Farago’nun figürleri her zaman süslemeci bir tavırla yaratılan rüyası bir atmosferde gerçek olandır.

Devamı Kapat

Seçili İşler

Eğri Yıldızları, 2013

Osman’ın Rüyası, 2013

Antonius & Kleopatra, 2014

Elizabeth, 2012

Cherchez la Femme, 2014

Zodyak, 2013

Justicia, 2011

Le Papillon Magique, 2013

Genesis, 2013

Ayna Ayna Söyle Bana, 2014

Dreaming of Atilla, 2013

Farago

Eğri Yıldızları, 2013
Mika Üzeri Yağlı Boya
100 x 80 cm

Farago

Osman’ın Rüyası, 2013
Mika Üzeri Yağlı Boya
100 x 90 cm

Farago

Antonius & Kleopatra, 2014
Mika Üzeri Yağlı Boya
120 x 200 cm

Farago

Elizabeth, 2012
Mika Üzeri Yağlı Boya
50 x 40 cm

Farago

Cherchez la Femme, 2014
Mika Üzeri Yağlı Boya
40 x 40 cm

Farago

Zodyak, 2013
Mika Üzeri Yağlı Boya
80 x 100 cm

Farago

Justicia, 2011
Mika Üzeri Yağlı Boya
100 x 80 cm

Farago

Le Papillon Magique, 2013
Mika Üzeri Yağlı Boya
90 x 100 cm

Farago

Genesis, 2013
Mika Üzeri Yağlı Boya
100 x 90 cm

Farago

Ayna Ayna Söyle Bana, 2014
Mika Üzeri Yağlı Boya – Cam Konstrüksiyon
130 x 130 cm

Farago

Dreaming of Atilla, 2013
Mika Üzeri Yağlı Boya
50 x 50 cm